Üzgünüz...

Babylon.com.tr kullandığınız browser'ı desteklememektedir. Lütfen tarayıcını daha güncel bir versiyon ile değiştiriniz.

TARAYICINI GÜNCELLE DEVAM ET

Kapat
Radio
RADYO BABYLON by ()
on

Blog Seyahat Notları Tayland

  • YazarBabylon Blog
  • Tarih9 Ocak 2014 14:46
Tayland

Rüya Milli Tayland seyahati notlarını yazdı

Beraber uçağa biniyoruz...paylaştığımız kulaklıktan dinlediğimiz şarkı tam da soğuk Moskova havasını içine çekmeden 3 saat önce dinlemen gereken şarkı: Gonna Take Her For A Ride on A Big Jet Plane.. Moskova ilk durağımız çünkü direkt uçuşlar biz bilet almaya karar verdiğimiz dönemde 3500 TL civarında, Moskova aktarmalı Bangkok uçuşları ise Avrupa başkentlerine bayram döneminde, gidiş-dönüş için verilen paranın yaklaşık yarısı kadar. Hem Rusya nasılsa vize istemiyor e Tayland da istemiyor! O zaman dedik 13 saat bekleme süreli aktarmamızda bir güzel Moskova'yı gezeriz. Tabi bunun için iş yerinden 1 gün izin almak gerekebilir...

Sabah saat 5:30'da Sheremetyevo Havaalanı'nda bir Info Point görevlisi karşılıyor bizi. Tam o sırada yanımıza üşüşen taksici onu fena korkutmuş olmalı ki bize sakın trene binmeyin, ingilizce yer-yön işareti hiç yok, taksiye binin diyor ve gol! Hemen kanıyoruz adama, zaten uykusuz ve yorgunuz ne yapalım artık diyor, göz göre göre kazıklanıyoruz. Havaalanı'ndan Kızıl Meydan'a kadar süren taksi yolculuğumuz tamı tamına 100 $ tutuyor! Sakın kanmayın bizim gibi, metro sistemleri çok kolay. Gideceğiniz durağı bilin yeter, hem metro istasyonlarının her biri birbirinden güzel tasarlanmış, adeta müzede gezer gibi yolculuk yapıyorsunuz. Kızıl Meydan'a vardığımızda saat sabahın 6'sı! Sayamadığım kadar şeridi olan ana cadde alacakaranlıkta o kadar güzel görünüyor ki, hemen bir sigara yakıyoruz ve play tuşuna basıyoruz: Middle Of Adventure, Such A Perfect Place To Start. Açık bulduğumuz bir kafede kahvalti yaptiktan sonra hedefimiz Kremlin'i dünya gözüyle görmek. Kızıl Meydan'dan içeri girdiğimizde Kremlin'in önüne sahne kurulduğunu görüyoruz. Meğer o gün bir etkinlik varmış ve ziyaretler yasakmış. Olsun, en azından tam önündeyiz Kremlin'in. Pasta gibi bir şey, görmedik demeyiz :)

Tayland

Ekim ayının 11'inde hava 6 derece falan Moskova'da, üşütüyor ama öldürmüyor. Problem şu ki bizim bavulumuz tamamen Tayland odaklı, yanıma iyi ki aldığım yağmurluğum ve uçakta üşürüm diye aldığım pançom olmasa hiç gezemezdik heralde. Aktarmalı uçuşlarda nasılsa gezecek vaktim olmaz demeyin, bavulunuzu her ihtimale karşı eşyalarla doldurun derim. Kremlin'de umduğumuzu bulamadıktan sonra onun tam karşısında gördüğümüz büyük, güzel mimarili, şık ve Rus! alışveriş merkezine kapağı atıyoruz. İçerisi adını bildiğim bilmediğim bir sürü lüks marka ile dolu, bir de mini barlar var. Bu mini barlardan birinde havyar ve vodka shot ritüelini gerçekleştirmeye çalışırken havyardan inanılmaz midemiz bulanıyor, shotları yapıp mağazaları, galerileri gezmeye başlıyoruz. Biz gezdikçe sanki merdivenler ve geçitler çoğalıyor gibi, büyülü bir yer. Havyarı da yiyemediğimiz için acıktık, hemen foursquare'e danışıyoruz ve Pushkinn Cafe'yi gözümüze kestiriyoruz. "Beef-Stroganoff" benim favorim oluyor. Moskova pahalı bir yer, gerçekten pahalı. Biz çok araştırmadan gittiğimiz için ve hep merkezde takıldığımız için iyice pahalı yerlere denk geldik belki ama dikkatli olmak lazım. Yine de çok güzel, çok demir perde, hala çok komunist ve bir o kadar da kapitalist! Havaalanına dönüş yolculuğumuzu metro+tren bağlantısı ile yapıyoruz, tereyağından kıl çeker gibi tam vaktinde havaalanındayız, artık Bangkok'a uçmaya hazırız. Hemen kendi dünyalarımıza çekilip, müziği başlatıyoruz: Here It Comes, The Unavoidable Sun Weighs In My Head... 

9.5 saatlik gece yolculuğundan sonra sabah 8 dolaylarında Bangkok'tayız. Sakın pembe taksilere binmeyin. Sarıları tercih edin, pembeler kazıkçı. Normalde 200 bahta gideceğimiz yolu, 800 bahta gidiyoruz. Tabii daha farkında değiliz bu durumun, keyfimiz yerinde. Otelimize varıyoruz. Sukhumvit'in kalbindeki otel gayet ucuz ve güzel. Personel çok ilgili, tam karşımızda Q Bar var, Bangkok gece hayatının mihenk taşlarından, her bölümünde farklı müzikler çalan bir bar. Keyifleniyoruz... Geceliği 50 TL'ye denk gelen bir ucuzluktan bahsediyorum bu arada, kahvaltı dahil! 

Tayland ile ilgili en önemli nokta doğru mevsimi seçmek. Mayıs-Ekim tarihleri arası Muson dönemi olarak geçiyor, yani akıl almaz yağmur yağıyor. Ancak biz 12-19 Ekim tarihleri arasında oradaydık, 1 kere yağmura denk geldik. Özellikle Ekim sonunu tercih edin derim aksi takdirde turistlerin en çok akın ettiği, her yerin kalabalık olduğu, hiçbir yerde yer bulamayacağınız sezon olan Kasım-Mayıs dönemine denk gelirsiniz. Biz tursit kalabalığından haz etmediğimiz için hiç üzülmedik düşük sezonda gittik diye, tam tersine isabet olmuş.

Bangkok'da 2 günümüz var ancak 2. gün için çok önceden "Extraordinary Elephant Tour" satın aldığımızdan tek gündüzümüz vardığımız gün olan Cumartesi günü. Fakat yorgun bünyelerimiz dayanamayıp uyuya kalınca Grand Palace ziyaretini maalesef bu tatilde gerçekleştiremedik. Siz siz olun saat 18:00'e kadar Grand Palace'ı aradan çıkarın, 18:00'den sonra kapanıyor tüm duvar. Uykudan uyanıp, aa akşam olmuş şaşkınlığını atlattıktan sonra önceden rezervasyon yaptırdığımız Lan Na Thai restaurant'ına doğru yola çıkıyoruz. Tabii artık akıllandık, tercihimiz metrodan yana. Bangkok çok ilginç bir şehir, tüm sokaklarda birbirinden ilginç hayvanların etleri pişiriliyor, her yemeğe bol zencefil koymaya bayılıyorlar, sokakların hepsi birbirinden çirkin, binalar eski ve kirli...bu liste daha uzar. Ama işte farklı oluşunun verdiği güzellik var, tüm çirkinliğiyle hoşuna gidiyor. Oh be Avrupa, Amerika değil uzakdoğudayım dedirtiyor insana. Rezervasyon yaptırdığımız yer oldukça lüks dolayısıyla bulunması gereken sokağa girdiğimizde emin olamıyoruz, bu dağınık, kötü sokakta değildir herhalde diyoruz ama tam da orada. Tüm sokak satıcılarını geçince karşımıza çıkıyor. Gerçekten güzel bir dekorasyonu, harika bir servisi ve lezzetli Thai ve Hint yemekleri var burada.  Yemekten tuk tuk ile dönüyoruz, tam bir ölüm kalım savaşı bizce, neyse bir şekilde otele ulaşınca hemen karşıdaki meşhur Q Bar'a gitmeden olmaz. Çok etkilendiğimiz söylenemez ama bütün yaşadıklarımız dünyanın taa neresindeyim hissi yarattığından bir şekilde hoşumuza gidiyor. 

Trip advisor'dan bulduğumuz tur verdiğimiz paraya daha ilk dakikadan değiyor. Düşük sezon olduğundan turda bir tek biz varız, mini van bize ayrılmış thai biraları, çerez, cips, çikolata ve dünya tatlısı bir şöfor ile donatılmış. İlk durağımız Floating Market. Bu defa tatlı şoförümüz basıyor play tuşuna: Put A Wetsuit On, Come On, Come On... Floating Market bildiğiniz gibi kanolarla herkesin gezdiği, kanoların sürekli çarpıştığı, satıcıların kancalarını kanoya takıp kendi sergisini zorla gösterdiği değişik bir yer. Sonra Ratchaburi'ye gidip, 2. Dünya Savaşı'ndan kalma bir köprüden yürüyerek geçeceğiz ve yemek yiyeceğiz. Yemeklerdeki zencefil oranından ötürü ben hep açım, o ayrı. Ratchaburi'de köprüyü geçerken dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor rehberimiz çünkü yanımızdan budist rahipler geçiyormuş. Bir bakıyoruz ellerinde fotoğraf makineleri, onlar da turistik geziye çıkmışlar, ama kadınlara bakamazlarmış, benim de onlarla göz göze gelmemem gerekirmiş. Peki, her türlü inanca saygımız var deyip, ilerliyoruz.

Tayland

Ve artık son durak olan Fil kampına vardık! Önce normal, ormanlık arazide fillerle yola çıktık, dağ bayır demeden gezdik yarım saat boyunca. Fillerin derisini ve kıllarını yumuşak zannederdim baya sertmiş.

Ardından sıra onlarla beraber yüzmeye geliyor, kafalarına bindiğimiz gibi kahverengi göle doğru yol alıyoruz. Sonrası yarım saatlik bir sırtından atlama, boğuşma, burundan zıplama gibi etkinliklerle dolu.

Tayland

Otelimize kadar mini van ile bırakıldıktan ve saatlerce uyuduktan sonra artık Bangkok-Phuket uçağındayız! 

Phuket`te kalmayi tercih etmedik, direkt Phi Phi adasina gecmek icin feribota yetismemiz gerekiyordu. Havaalani cikisinda az sayida sefer yapan feribotlara yetismeye calisan turistler yigin olmus, taksiciler 200 baht 40 dakikalik yolculuk icin + 100 baht da orada verdikleri hizmet icin aliyor, bir nevi harac kesiyorlar yani. Ama baska sans yok, bindik. Feribot saatleri 8.30, 13:30 ve 14:30. Yolculuk 2 saat suruyor, gunes kreminizi yaniniza alin cunku yaniyorsunuz. Bizim feribotun klimasi bozuk oldugu icin oldukca zorlu bir 2 saat gecirdik ama normal sartlarda klimali feribotlarla rahatca Phi Phi`ye ulasabilirsiniz. Kucuk bir not; Phi Phi adasina girerken 20 Baht oduyorsunuz, sebebini kimse bilmiyor :)

Onceden rezervasyon yaptirdigimiz Phi Phi The Beach Hotel`i siddetle tavsiye ediyorum. Otelin ozel `long boat`u feribottan indiginizde sizi ve ayni feribotla gelen diger musterilerini aliyor, daha adaya adiminizi atar atmaz gordugunuz cennet manzarasi esliginde kisa bir tura cikararak sizi 2. koya, otele goturuyor. Her sey cok sistematik. Bavullariniz sizin haberiniz olmadan odaya cikiyor check-in yaparken. Kalacaganiz gün kadar kahvalti ve havlu fisi veriyorlar ve hic beklenmedik bir sey soyluyor gorevli kadin MINI BAR IS FREE. Cips, kuruyemis, cam sisede su, kola, meyve suyu (icki yok tabii ama olsun zaten her sey o kadar ucuz ki!) her gun siz yedikce yenileniyor dolapta bu urunler. 

Biz cift kisilik odamiza 4 gece icin toplam 14.000 baht odedik. Boylesi bir tatil ve boylesine guzel bir oda icin dunyanin herhangi baska ulkesinde eminim bu rakam 3 katina cikardi. Isteyenler icin cok ucuz otel secenekleri de var, biz rahatimiza duskunlugumuzden burayi sectik ama hic pisman olmadik. Adanin kumsaldan girilebilecek en guzel denizinin kiyisinda, Shark Point`te otel. 

Adada yapilabilecek en guzel aktiviteler tabi ki basta yuzmek, el degmemis hindistan cevizi suyu icmek, guzel gorunumlu meyvelerden yemek, tekne turuna cikip tum adayi kose bucak gezmek, snorkelle dalmak, deniz urunlu yemeklerden yemek, Tom Yam`in bir kez olsun tadina bakmak, Hippies Bar`a gitmek ve denk geliyorsaniz eger Monkey Bay`de her dolunayda gerceklesen partilerden birine katilmak. Ada`nin en iyi restauranti trip advisor`a konuk olmus kucuk bir esnaf lokantasi, sizi karsilayan adam mutluluktan olecek gibi davraniyor, yemekler gercekten harika: Papaya Restaurant.

Bir de ada taksilerinin kalktigi long boat duraginin tam karsisinda kucuk, pis gorunumlu bir bar var. Adadaki en local yer bence. Orada manzaraya karsi Singa ya da Chang biralarinizi yudumlayin. Thai halkinin ne kadar guzel muzik dinledigine tanik olacaksiniz! 

The Beach filmini izlediginiz ilk genclik yillarindan beri hayal ettiginiz Maya Bay maalesef insan ve tekne kayniyor. Gormeden donmeyin ama beklentinizi azaltin. Hic sahip cikamamislar o guzellige...Bamboo Adasi ve Monkey Bay en guzelleri. Maymunlar sariyor bir anda etrafinizi, sevmeye kalkmayin isiriyorlar. Muz ve ananasla besleyin yeter. 

Phi Phi yalnizca balayinda gidilecek bir yer degil, Phi Phi her yaz gidilesi, tum arkadaslarini goturesi bir yer. Geceleri ay isiginin denizden yansiyarak aydinlattigi bembeyaz kumsallar kisa bir sureligine de olsa sizi gercek dunyadan uzaklastiriyor.

Istanbul`a donmeden once Bangkok`ta bir gecemiz daha var...Tesadufler sonucunda gittigimiz Lak-Si`de Thai genclerle birlikte harika bir bar hopping deneyimi yasadik. Bardaktan bosalircasina yagan yagmura aldirmadan ben Singa, O Chang ictik. Tayland`a kendi yontemlerimizle veda ettik ve gercege geri donduk. Donmez olaydik!

Rüya Milli

A-wa ve Müziğin Kız Kardeşleri
BlogSanatçı İncelemeleri

A-wa ve Müziğin Kız Kardeşleri

2 ay önce

  • KategoriBlog
  • SanatçıA-WA
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih20 Eylül 15:34
OKU
Björk’ün Utopia’sının başlangıcı: The Gate
BlogMüzik Haberleri

Björk’ün Utopia’sının başlangıcı: The Gate

2 ay önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih19 Eylül 15:57
OKU
Yakın Mercek: Juju & Jordash
BlogSanatçı İncelemeleri

Yakın Mercek: Juju & Jordash

3 ay önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikBabylon Soundgarden 2017
  • SanatçıJuju & Jordash
OKU
Sonido Trópico ve Dans Bayrağını Gururla Taşıyan 5 Etkinlik
BlogSanatçı İncelemeleri

Sonido Trópico ve Dans Bayrağını Gururla Taşıyan 5 Etkinlik

3 ay önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikBabylon Soundgarden 2017
  • YazarBabylon Blog
OKU
Yakın Mercek: Derrick May
BlogSanatçı İncelemeleri

Yakın Mercek: Derrick May

3 ay önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikBabylon Soundgarden 2017
  • SanatçıDerrick May
OKU
Müzikseverin Rehberi: Dalhalla, Rättvik
BlogSeyahat Notları

Müzikseverin Rehberi: Dalhalla, Rättvik

4 ay önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih6 Ağustos 12:45
OKU
Müzikseverin Rehberi: Manchester
BlogSeyahat Notları

Müzikseverin Rehberi: Manchester

5 ay önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih9 Temmuz 11:30
OKU
Müzikseverin Rehberi: Tel Aviv
BlogSeyahat Notları

Müzikseverin Rehberi: Tel Aviv

6 ay önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih28 Mayıs 11:00
OKU
Müzikseverin Rehberi: Chicago, IL
BlogSeyahat Notları

Müzikseverin Rehberi: Chicago, IL

6 ay önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih21 Mayıs 15:51
OKU
Yükleniyor
Geri Yukarı
Kapat
Kapat
Kapat
Kapat

7 Ekim 2016 itibarıyla yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeleri incelemek için, ilgili kanunun 10. ve 11. maddeleri doğrultusunda hazırlanan “Kişisel Verilerinize İlişkin Bilgilendirme Belgesi”ne buradan ulaşabilirsiniz.