Üzgünüz...

Babylon.com.tr kullandığınız browser'ı desteklememektedir. Lütfen tarayıcını daha güncel bir versiyon ile değiştiriniz.

TARAYICINI GÜNCELLE DEVAM ET

Kapat
Radio
RADYO BABYLON by ()
on

Blog Soru & Cevap İnsanlar ile müziğe yaklaşımları ve sesler üzerine

  • Sanatçı insanlar
  • Etkinlik İnsanlar / Hayvanlar Alemi
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih12 Ocak 14:24
İnsanlar ile müziğe yaklaşımları ve sesler üzerine

Barış K. ve Cem Yıldız’ın öncülüğünde, Anadolu’nun köklü seslerini elektronik kalıplarla yorumlayan İnsanlar ile 14 Ocak Cumartesi akşamı, Babylon sahnesinde gerçekleştirecekleri performans öncesi sohbet ettik.

İnsanlar olarak emprovizasyondan, rastgelelikten ve bilgisayar kullanımı yerine canlı ekipmanlarla müzik üretmekten hoşlanıyorsunuz. Bu tercihlerin arkasındaki başlıca motivasyonlar neler? Size birlikte müzik üretirken nasıl bir alan tanıyorlar? -Ya da sınırlamalar getiriyorlar- Canlı performanslarınızda izleyiciyi yönlendirmek istediğiniz genel hava, belirli hisler ve duygu durumunu biraz tarif edebilir misiniz?

İnsanların müziği zihni rahatlatan belli başlı bazı formlardan, belirgin şablon akışlardan, tasarılardan yoksunluğu sebebiyle fazlaca ritüel müziklerini andırıyor. Hangi ölçüde, ne tema girecek kaygısı gütmeden, kaynağın bizzat kendisine direkt ve kisisel bir bağlantı hali. Misket havasının bitmek bilmez bağlama rifleri yarım nota yükseldiğinde, eşin dostun düğününde yükselen çığlıklar, gospel vokalin galeyana getirdiği kilisedeki insanların halleri, Ayahuasca seremonisinde şamanın sesi ile bir olanlar veya ritim duygusundan hayli uzak bir biçimde ortalığı birbirine katan gürültüler çıkaran jazz davulcusuna sanki bir ördeği boğazlıyormuşçasına eşlik bir saksafonist ve onlara 60’lar Amerika’sında çılgın danslarıyla eşlik eden her yaştan Afro-Amerikalı kalabalık. Bu anlar artık müziğin popüler formlarının kaynak ile insan arasına ördüğü duvarların yıkıldığı, kişinin sahnedekiler aracılığıyla kaynak ile yüz yüze, baş başa kaldığı anlar. Bu anlara benziyor, yer yer elektronik seslerin açtığı sonik boyutta bağlamanın size türlü diyarlara eşlik edişi. Haydar ya da Hermes, ana fikir tek. Çeşit çeşit insan ve duygu var. Kişinin nereye gittiği biraz kendisiyle bağıntılı. Çok uzağa götürmeyen verimsiz konserler de olmuyor değil, garantisi yok. Kötü ses sitemlerinde çalıyoruz çok zaman. Kendimizi hiç duyamadan çaldığımız anlar da oluyor. Ya da sub baslarda eksiklik oluyor ve ses sizi tüm frekans aralığında kucağına alıp çevirip fırlatamadığı için olayın özünden kaçan şeyler oluyor. Eleştiriler de gelmiyor değil, stüdyo albümü formunda çalışma yapmıyoruz diye. Kendi solo projelerimizde fazlaca var bu tip çalışmalar. Bizi asıl heyecanlandıran dinleyiciyle neredeyse aynı platformda, doğaçlama ve rastgelelikten çıkmakta olan müziği birlikte deneyimliyor olmak. Tabi haliyle her tekrar kendi formunu da yaratıyor kaçınılmaz olarak, lâkin şu an zemin, bir form oluşması için fazla yumuşak ve biz de bu oluşum sürecini yavaşlatıp zevki uzatmak adına özellikle prova yapmamaya özen gösteriyoruz. Vadettiğimiz şeyin konser, parti, eğlence, dinleti kalıplarına sığmadığı anlar çok oluyor. Tüm bu kavramlar arasında bir çeşit seyahat gibi.

Bilgisayar kullanımına gelince; sample bazlı ve aranje müzik yapmıyor oluşumuz bilgisayara olan ihtiyacı kaldırıyor. Ana elementler için sample veya yazılım kullanmadığınızda mecburen bu sesleri kendiniz üretmek durumundasınızdır. Bu durumda sesleri direkt olarak kaynağın kendisini yani elektrik voltajını işleyerek üreten bir cihaz yerine, voltajın bu kabiliyetlerini birebir taklit edebilme iddiasındaki bir bilgisayar yazılımı bugünün şartlarında tercih edilesi değil. Soft-Synthlerde akustik ve çoğu elektronik müzik aletinin sahip olduğu ses dalgasındaki devamlılık, süreklilik maalesef mümkün değil. 1’ler ve 0’arlarla fragman fragman, parça parça işlemek zorundasınız sesi. Mesela analog enstrümanlarda elektrik voltajını bir nevi direkt olarak bağlıyorsunuz hoparlörlere. Bundan elde edeceğiniz dalga ve vibrasyon ile bilgisayardaki bir takım matematik modellemeleriyle o dalganın tıpkısını yapmaya çalışmak bir olmaz. Adı üstünde, biri Synthesizer diğeri Software Synthesizer. İlkinin elektrik dalgalarını sentezleyerek yaptığı işi bilgisayar ortamında simüle ediyor diğeri. Yani ses değil sesin simülasyonu, kendisi değil prezantasyonu gibi. Modüler/analog synthesizerların çalışma mantığını modelleyebilen bir takım dijital synthler de yok değil ama onlar da yine bilgisayardan bağımsız çalışan ayrı cihazlar. Gerçi tüm bu bahisler bilgisayar bazlı Synth ve davul makineleri ile kulağa hoş, dolu dolu gelen müzikler yapılamaz anlamına gelmiyor. Pet şişe ve tenekeler kullanarak bile insanı kendinden alacak müzik yapılabilir.

Mona Lisa’nın kaliteli bir matbaa baskısı posterini çerçeveletip asabilirsiniz duvara. Çok nadir bazı kişilerde yağlıboya replikası vardır veya resimle ilgileniyorsa kendisi bile denemiş olabilir yapmayı. Bir de bunun orijinali var, bir müzede duruyor. Ve hatta bir de ucuz bir telefonla orijinal Mona Lisa’nın fotoğrafını çekip evdeki yazıcıda normal kâğıda bastığınızı hayal edin. Şimdi orijinal Mona Lisa, Robert Moog’un 50’ler, 60'lar boyunca üretip geliştirdiği aletler ve bu aletlerle müzik yapmak da stüdyosunda yağlı boya ile bos tuval üzerinde çalışmaya henüz başlamış olan Da Vinci’ye tekabül etsin. Aynı keman, ud gibi akordu kaçan, sürekli ayar isteyen, fakat analog ve elektronik bir synthesizer aynen bir tuval gibi boştur. Renkleri karıştırıp tuvale uygulamak gibi çeşitli elektrik dalgalarının sentezlenmesiyle çıkar ses. Bu eski analog sistemlerin bugün replikaları var orijinalleri gibi ütopik fiyatlara çıkmayan ve kolay bulunabilen. Yani az bir resim bilgisiyle herkes bugün, kırtasiyeden akrilik boya alarak sanat çalışmaları yapabilir. Ortaya bir Da Vinci şaheseri çıkmayacaksa da, yeterli çalışma lezzetli meyveler verecektir. Bir akademide konservatuar eğitimden de geçmişseniz biliyorsunuzdur boya ve fırçalarla ne yapacağınızı. Bugün ses teorilerini öğreten okullar var biraz cep yakıyor olsalar da. Veyahut bütün bu zahmetle uğraşmak yerine bir posterciye gidip kaliteli bir Mona Lisa baskısı alıp duvarınıza asabilirsiniz de. Bu sample bazlı müziğe benzer veya hazır bankaları olan kaliteli bir soft-synth kullanmaya... Sesler önceden hazırlanıp tonlamaları yapılmıştır. Size düşen fona uyacak tabloyu seçebilmek veya birden çok baskıyı bir diğeriyle birleştirip uygun kolajı ortaya çıkarmaktır. Bir de sizin kendi telefonunuzla çektiğiniz fotoğrafın evdeki yazıcıdan çıkma baskısı vardı, dijital arızalar piksel piksel göze batar bunda hani. Bunu da basit kodlarla yazılmış bilgisayar programlarının ürettiği sese benzetelim. Başka seslerle harmanlandığında enteresan olabilecek ses dokuları bunlar. Bu noktada hepsi sadece bir tercih, imkân ve ya imkânı yaratma meselesi aslında. Nihayetinde, ne de olsa loş ışık altında göz anlayamaz hangisi orjinal, hangisi replika, hangisi matbaa baskısı ya da hangisi evdeki yazıcıdan çıkmış. Bu tekniklerden hiçbiri tü kaka değil aslında, güzel bir eser tüm bu teknikleri ve dehasında pek çok akla gelmeyecek şeyi de disiplinler arası bir şekilde sentezliyor olabilir. Müzik üretmenin ve milyonlara ulaşmanın teknolojik olarak bu kadar kolaylaştığı bir dönemde çağdaş müzikçiler bugünün global kütlesinden ses işlemindeki  kalitesi, derinlik, çözünürlüğü gibi kavramlarla ayrılıyor.

Plak, CD ve mp3 arasındaki fark da bu kategoride değerlendirilebilir. Pikabın iğnesi, plağın kanallarında sürtünerek ilerlerken bir gürültü çıkarır. Aslında o kanallara bir kürdan sokun o sürtünme gürültüsü yine çıkar değişik bir çözünürlükte. İki elinizi çırptığınızda çıkan sese benzetilebilecek bu gürültü akustik olması sebebiyle sonsuz frekans aralığına sahiptir. Bu gürültüyü bir amfi ile yükseltip hoparlöre yönlendirirseniz plağa kaydedilmiş müziği duyarsınız; sivrisinek vızıltısı gümbür gümbür müziğe dönüşür elektrik gücüyle. Falanca zaman, falanca yerde, falanca kişi/kişiler tarafından kaydedilmiş eseri değil, iğne ile plağın sürtünmesinden o an, orada doğan ve o anda üretilmekte olan gürültüyü duyuyorsunuzdur aslında teorik olarak. Bir plağın diğer bir kopyasıyla tıpatıp aynı olabilmesinin iki insanın aynı parmak izine sahip olması gibi imkansız olduğunu ve kullanımdan kaynaklanan çiziklerin gürültüsünü de eklerseniz üzerine bir plağın her kopyası neredeyse başlı başına birer enstrüman, performans, birer orkestra olarak da görülebilir. Halbuki bir CD veya mp3, amfiye her seferinde Analog/akustikten dijitale kodlandığı anda oluşturulan aynı ve tek tip 1 ve 0 sinyallerini gönderir. Bir mp3, her bilgisayarda aynı kodda var olur ve hoparlöre aynı ileri git ve geri gel komutlarını gönderir piksel piksel. Hem de dijital ortamın sınırlı frekans aralığında ve genelde ondan daha da düşük çözünürlükte. Çözünürlük düştükçe detay azalıyor. Halbuki elektrik sinyali doğası gereği her parametresi aynı olarak ayarlanmış iki aynı marka/model synthesizer’dan geçse bile aynı dalga formda ulaşamaz amfiye; çünkü 1’ler ve 0’lar gibi net bilinir parametreler değil, yüzde 10 veya yüzde 80 elektrik şarjı olmuş ve deşarj olarak mikroskobik gürültüler çıkaran bir takım devre parçalarıdır söz konusu olan. O yüzden, 80 hiçbir zaman iki kez  yüzde 80 olamaz; çünkü doğada yüzde 79,9999764322…. ya da yüzde 80,000012345….. gibi sonsuza uzanan oranlar vardır. Bu sonsuz oranların karşılığı bilgisayar dünyasında 'mavi ekran’a tekabül ediyor.

Dijital teoriler elinize bir zebra heykeli alıp onu küçük küplere kırıp yeniden şekillendirerek bir zürafa yapmaya çalışmak gibi duyum olarak. Halbuki, analog synthesizerda gerekli ayarları yapıp içine elektronları gönderdiğinizde adeta bir gonca gül gibi inanılmaz mükemmellikte kıvrımlar, hatlar ve altın oranlara sahip kristalimsi bir eterik zürafa çıkıverir ortaya hoparlörün tabağından... Göz görmez bu zürafayı, ama kulak duyar, kalp hisseder. Bir de dijital modelin o küçük küpçüklerinin mikroskobik köşelerinin kulağınıza bir törpü gibi sürtündüğünü hayal edin. Yine bir tercih meselesi bunlar da.

Son zamanlarda yayınlanan, geçmişle bağ kuran ve yenilikçi, sizce etkileyici müzikler neler oldu?

Geçmişle bağ kurmayan, öykünmeyen, onu alıp geliştirmeyen müzik olabilmesi imkansız gibi istisnai durumlar dışında. Yeni bir ses, belki bir enstrüman ekleyebilirsiniz müziğe lâkin insanın insan olarak müziğe yaklaşımı, deneyimi, icrası binlerce yıldır aynı duygularla, yaklaşık ifadelerle yapılıyor. Çok değişik bir şey yaptım sanırsınız, halbuki biri 40'larda çoktan yapıp bitirmiş ve diğer pek çoklarını etkilemiş ve hatta o etki de gelip sizi bulmuştur, farkında değilsinizdir. Veyahut aynı havayı 40 sene evvel değişik enstrüman ve seslerle yapmıştır, sizin yaptığınız seslerini güncellemek olur sadece. Bir türe alt başlık açmış veya eseri başka bir türde yorumlamışsınızdır. Geçmişle bağ kurmaktan kasıt, geleneksel enstrüman ve makamları kullanmaksa o zaman bir synthesizer ya da techno müzik de geleneksel sayılmalıdır, çünkü biz Kurtuluş Savaşı’nda dünyayla cebelleşirken ilk synthesizer yapılmıştı bile. Techno müzik ise 40 yılı aşkın sürede artık Jazz veya funk gibi belli bir gelişkinliğe, doygunluğa erişmiş, tarzları formları oturmuş bir tür. İnsanlar’ın müziğinde geçmişle bağ kurulduğu hissediliyorsa bu bağı kuran, eski moda olan şey yöreselden ziyade bilakis bu teknolojik elementler olsa gerek. Mesela Techno, House ve dahasında genellersek her müziğin özündeki 4x4 ritim binlerce yıl öncesi Afrika kabilelerinden başlayarak dünyanın her köşesinde karşılık bulan bir gelenekle bağ kurmaktadır. Eski usul ve eski moda bir unsur, bir taşıttır 4x4. Veya zamanında Berlin’de üretilerek Berlin tarzı Techno ile özdeşleşmiş olan bir davul makinesidir. Geçmişe dönerek Techno müziğin altın çağıyla, 90lar ve 2000’lerle bağ kuran. Ortaya çıkan müziğe bu sebeplerle Post-Techno veya Post-Techno Pop demek daha doğru olabilir. Pek yenilikçi olduğunu söylemek mümkün değil bu açılardan bakıyorsak. İnsanlar’ın müziğinde modern sayılabilecek unsur öncelikle Cem’in özgün cümleleri ve grubun diline kaynaklık eden İstanbul’un duygu evreni ile mistizmdir. Doğa, sanayi devrimi ve teknolojinin insanda açtığı yaralara bugün ve şu andan uzanıp şifa niyetine sarmalayan kollar gibidir bu elementler. Geçmişle bağ kurmak bu açılardan bakınca görünür bir sınır çizmediği için akla gelen her şey yazılabilir buraya..

2017’de İnsanlar’ın yeni bir yayın planı var mı? Önümüzdeki aylar için verebileceğiniz haberler var mı?

Yine bir performans kaydı yayınlamak üzere çalışmalara başladık. Hazırlıkların tamamlanması 2018’i bulacak gibi görünüyor, ama bu tarihten önce bazı küçük internet sürprizleri de olabilir.

İnsanlar / Hayvanlar Alemi
EtkinlikKonser

İnsanlar / Hayvanlar Alemi

Geçmiş Etkinlik

ETKİNLİK SAYFASI
Hayvanlar Alemi ile etkileşimler, planlar ve zaman içinde yolculuk üzerine
BlogSoru & Cevap

Hayvanlar Alemi ile etkileşimler, planlar ve zaman içinde yolculuk üzerine

7 ay önce

  • KategoriBlog
  • Etkinlikİnsanlar / Hayvanlar Alemi
  • SanatçıHayvanlar Alemi
OKU
Hayvanlar Alemi ve İnsanlarla Kısa Bir Plak Şirketi Yolculuğu
BlogSanatçı İncelemeleri

Hayvanlar Alemi ve İnsanlarla Kısa Bir Plak Şirketi Yolculuğu

7 ay önce

  • KategoriBlog
  • Etkinlikİnsanlar / Hayvanlar Alemi
  • YazarBabylon Blog
OKU
Besteye saygı ve özgürlük arasındaki ince çizgide: Nil Kocamangil
BlogSoru & Cevap

Besteye saygı ve özgürlük arasındaki ince çizgide: Nil Kocamangil

8 gün önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih13 Ağustos 13:16
OKU
Jehan Barbur: Üretmek ve Zamana Güvenmek
BlogSoru & Cevap

Jehan Barbur: Üretmek ve Zamana Güvenmek

9 gün önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikEdebiyat Ve Müzik: Jehan Barbur
  • SanatçıJehan Barbur
OKU
Türk Cazının 5 Genç Vokali
BlogSanatçı İncelemeleri

Türk Cazının 5 Genç Vokali

12 gün önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih9 Ağustos 14:00
OKU
2017’den Heyecanlandıran Beş Yerli EP
BlogSanatçı İncelemeleri

2017’den Heyecanlandıran Beş Yerli EP

13 gün önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikAstrofella - babylon x bomontiada avlu
  • SanatçıAstrofella
OKU
Müzikseverin Rehberi: Dalhalla, Rättvik
BlogSeyahat Notları

Müzikseverin Rehberi: Dalhalla, Rättvik

15 gün önce

  • KategoriBlog
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih6 Ağustos 12:45
OKU
Dinleyiciye İlham Verebilmek: Mode XL
BlogSoru & Cevap

Dinleyiciye İlham Verebilmek: Mode XL

3 ay önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikRed Bull BC One X Hip Hop Jam
  • YazarBabylon Blog
OKU
Tahribad-ı İsyan ile Her Tür Ayrımcılığa Karşı Durmak
BlogSoru & Cevap

Tahribad-ı İsyan ile Her Tür Ayrımcılığa Karşı Durmak

3 ay önce

  • KategoriBlog
  • EtkinlikRed Bull BC One X Hip Hop Jam
  • YazarBabylon Blog
OKU
Yükleniyor
Geri Yukarı
Kapat
Kapat
Kapat
Kapat

7 Ekim 2016 itibarıyla yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeleri incelemek için, ilgili kanunun 10. ve 11. maddeleri doğrultusunda hazırlanan “Kişisel Verilerinize İlişkin Bilgilendirme Belgesi”ne buradan ulaşabilirsiniz.