Üzgünüz...

Babylon.com.tr kullandığınız browser'ı desteklememektedir. Lütfen tarayıcını daha güncel bir versiyon ile değiştiriniz.

TARAYICINI GÜNCELLE DEVAM ET

Kapat
Radio
PlayCANLI DİNLE RADYO BABYLON People Make The World Go Round by The Excelsiors (Control This)
on Mıdday Tunes (14:00-17:00)

Makale Dergi Ezgi Mola

  • Tarih26 Mart 2015 15:52
Ezgi Mola

Daha yaklaşınca...

Röportaj: Zeynep Ocak

Fotoğraf: Ayşegül Karacan

Ezgi’nin Nişantaşı’nda temizlik kokan, bir ara “kendi evimde miyim ya noluyor? dedirtecek kadar sıcak evinde muhteşem bir kahvaltı sofrasında yapıyoruz bu röportajı. Bir kaç demirbaş hariç, tüm bir arkadaş grubu olarak buradayız. Her gün yaptığımız zevzek sohbetlerin ve kahkaların arasına bir de bu sorular giriyor. Aramızda konuşuyormuşuz gibi verdiği yanıtların yanısıra, bir kez daha kaptırıp gidiyorum kendimi Ezginin o eşsiz enerjisine. Mümkün olamayacak kadar samimi ve kendini jelatinleyip olmadığı bir paketin içine girenlerin tam tersi. Belki de bu yüzden sinema ve televizyonda tercih piramidinin en tepesinde oturuyor. Son filmi Kocan Kadar Konuş’tan, rezil konservatuvar anılarına ve gizli zevklerine kadar her şeyi konuştuk. Şöyle ki

Ezgi Mola

TÜRKAN ŞORAY, HAVALE GEÇİRMEK, GÖNÜL İŞİ

Uzun zamandır televizyon da dahil olmak üzere özellikle sinemada, küçük rollerle başlayıp, yeni neslin içinde filmografisi en çeşitli ve kalabalık kadın oyuncuların başında yer aldın. Aslında bir anlamda her şey Hayatımın Kadınısın’la başladı değil mi? Rolün sana gelmesi nasıl oldu?

Bu hikâye gerçekten çok hoşuma gidiyor. Biz Uğur ağbiyle (Yücel) Hırsız Polis’te tanıştık. O zaman da işte 21 yaşındaydım galiba, Müjdat Gezen SM’de okuyorum. “Ben sana bir senaryo yollayacağım” dedi. Fakat sonra, o yolladığını çekmemeyi tercih etti. Sonrasında bir gün yine evde oturuyorum, Uğur ağbi aradı. “Ezgi, Uğur ben n’aber” dedi. Ben de, “Hangi Uğur” dedim! Telefonda hiç konuşmamışız ve gencecik bir ses geliyor kulağıma. Kahkaha patlatıp güldü, “Yücel, Yücel” dedi. Ben gerçekten o an yataktan düştüm! “İşin yoksa bugün ofise gelebilir misin” dedi. O zamanlar Defne Kayalar, Uğur ağbiyle beraber çalışıyordu. Defne aldı beni bir yerden, bana bir senaryo verdi ve takside giderken okumaya başladım. İki tane kadın var. Ahu ve Asuman. Kimin oynayacağını kesinlikle bilmiyorum. Dedim ki, “Ahu kim?” “Sensin” dedi. “Asuman kim peki” dedim, Türkan Şoray olacak dedi ve ben o anda yaşadığım şeyi sana anlatamam! Bütün çocukluğum, bana Türkan Şoray’ın gençliği denilerek geçti. Seneler önce de, Gönderilmemiş Mektuplar için gazetede Türkan Şoray’ın kızını oynayacak oyuncu aranıyor diye bir ilan görmüştüm. Anneme, “Ben gitsem, kesin ben olurdum” demiştim. Annem de, “He he tabii kesin sen olursun” demişti. (gülüşmeler) Ve o takside ben bu ânı hatırlayınca boğazım düğümlendi ve nasıl ağladığımı sana anlatamam yani. Kendimi tutamıyorum… Sonrasında Uğur ağbinin evinde okuma provaları, Türkan hanımla tanışma derken…

Nasıldı Türkan hanım?

Çok acayip. Eski filmlerini izlerken, onun o havasını, o bakışlarını severdim ve ona yakından baktığımda da dedim ki, ağbi bu kadın başka bir kadınmış gerçekten. Kadına bakarken dalıp gidiyorum yani, doyamıyorsun çünkü bakmaya. Ve ilk set günümü hiç unutmuyorum; sahnede Türkan hanımla sandalyede karşı karşıya oturuyoruz. Önüme de tatlı koyuyor, sana yaptım diye. Zeynep, ben bir fena oldum! Okulda, kamera önünde öğrendiklerimi, bütün teknik ve teorik bilgilerin hepsini unutup, böyle kalakaldım. Herkes de bana bakıyor. Uğur ağbi “Haydi bir 10 dakika ara verelim” dedi. Set durdu çünkü ben lafımı söyleyemiyorum. Minicik kaldım o sandalyede, Türkan Şoray iyice kocaman oldu karşımda. Havale geçirdim bayağı. (gülüşmeler) Çok özel bir işti benim için. Bir de hissettiğin ama dile getirip uygulayamadığın şeyleri sana söyleyebilen bir yönetmenin var. Muhteşem bir oyuncu koçu. İhtiyacım olan her şeyin 10 katını gelip kulağıma fısıldayan bir adam ve bunu yaparken de çok sessiz, çok sakin, hiç kırmadan. İnanılmaz zarif. Belki onun da oyuncu oluşundan kaynaklanıyordur; gergin olduğunu hissettiğinde hemen anlardı ve gelip seni o kadar güzel rahatlatırdı ki. 

Ezgi Mola

Görüşüyor musunuz hâlâ Türkan hanımla?

Görüşüyoruz. Hep konuşuruz. Son çektiğimiz Kocan Kadar Konuş filminin dekorlarını gezerken, beni aradı ve “Ezgi’ciğim senelerdir beklediğimiz şey gerçekleşiyor, yolun açık olsun. Belki setine gelirim, inşallah her şey istediğin gibi olur” dedi. Bak bunu da ilk kez burada söylüyorum. O kadar muhteşem bir an ki. Hüngür hüngür ağlamak istiyordum mutluluktan. Yeşilçam’ın kendisi yani!

Kimseye ayıp etmiş olmayalım, son dönemde komedi sinemasında da kadın başrolün karşılıklarından birisin. Klişelere yaslanan bir yerde de değilsin ama. Bu bir kariyer tercihi miydi? Planlı mıydı?

Hiç! Ben, hayatımda her şeyi planlayan ben, en önemli şeyimi hiç planlamadım biliyor musun? Ve planlamak da istemedim. Çünkü bence bu bir gönül işi. Çok arabesk, farkındayım ama gerçekten öyle. Önüme bir senaryo geldiğinde, önce hem oyuncu hem seyirci gibi garip bir duygu karışımıyla okuyorum. Yani, ben bunu seyretsem nelerinden keyif alırım diyorum, ne benim hoşuma gider? Bir de tabii bunu yazan bu, bunu yönetecek olan kişi şu, bunu bu yapımcı şirketi çekecek… Yani, ben çayımı huzurla içebilecek miyim gibi şeyleri de düşünüyorum karar verirken. Gerilla usûlü çekilen bir iş de olabilir bu, ondan da çok büyük bir keyif alırım. Çünkü bu zincirleme bir şey. Hepsi aynı anda ay ne güzel olur dedirttiğinde; ondan sonra, ben oyuncu olarak buna ne katabilirim diye düşünüyorum.

KOCAN KADAR KONUŞ ve EFSUN, KAYGILAR, YÖNETMEN-OYUNCU İLİŞKİSİ

Son filmin Kocan Kadar Konuş, çok satan bir kitap uyarlaması. Kitabın filme uyarlama süreci nasıl gelişti?

Film olacağını bilmeden önce kitabı okuduğumda çok güldüm. Ben klişeleri severim. Bu kitap klişeydi demiyorum ama bizim hayatımızın en klişelerinden. Çok tanıdık. Bir zaman sonra benim kitaptaki Efsun olduğuma inanabilirsin mesela. Kıvanç (Baruönü) ve yazarımız Şebnem (Burcuoğlu) de bunu söyledi. Onlar önce inanmadılar bana, zannettiler ki ben empati kurdum, kendimi kaptırdım. Ama ben Efsun’la çok benzeşiyorum. Şöyle ki, kitapta olmayan, sonradan eklenen bazı hayal sahnelerimiz var ve benim kendi hayatımın içinde çok yaşadığım sahneler. Yani ben o boşluk hissini, rüyadaki sert düşüşleri, tabiri caizse yüksekten uçmaları, hayal anlarımı, ta en küçüklüğümden beri o kadar iyi hatırlıyorum ki. Bunlar sanki Efsun’un anlatılmayan tarafıyla da çok örtüşüyorlar. Film halini izlerken ben de eğleneceğim. Çünkü çekerken o kadar mutlu ve huzurluydum ki. Beykoz’da kurulan dekorda, incecik bir gecelikle -7 derece soğukta, kahkahalarla, kocaman bir ekiple o sette olmak çok zevkliydi ve bir kere de keşke bugün tatil olsa demek içimden gelmedi. 

"Yazının devamı için Babylon Dergi'ye bakmanız yeterli..."

Günümüzün en etkileyici 10 konser salonu
MakaleDergi

Günümüzün en etkileyici 10 konser salonu

Bir yıl önce

  • KategoriMakale
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih26 Mayıs 2016 15:43
OKU
Memleketten yazlık kapaklar
MakaleDergi

Memleketten yazlık kapaklar

Bir yıl önce

  • KategoriMakale
  • Tarih25 Mayıs 2016 16:00
OKU
İçinde İstanbul geçen 10 şarkı!
MakaleDergi

İçinde İstanbul geçen 10 şarkı!

Bir yıl önce

  • KategoriMakale
  • YazarBabylon Blog
  • Tarih24 Mayıs 2016 15:40
OKU
Steve Gullick’in gözünden 1991 Blur Leisure turnesi
MakaleDergi

Steve Gullick’in gözünden 1991 Blur Leisure turnesi

Bir yıl önce

  • KategoriMakale
  • SanatçıBlur
  • YazarBabylon Blog
OKU
Lemi Ghariokwu
MakaleRöportaj

Lemi Ghariokwu

11 ay önce

  • KategoriMakale
  • Tarih16 Haziran 2016 18:12
OKU
Yükleniyor
Geri Yukarı
Kapat
Kapat
Kapat
Kapat

7 Ekim 2016 itibarıyla yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında yapılan düzenlemeleri incelemek için, ilgili kanunun 10. ve 11. maddeleri doğrultusunda hazırlanan “Kişisel Verilerinize İlişkin Bilgilendirme Belgesi”ne buradan ulaşabilirsiniz.